OĞUR PEN PVC & ALÜMİNYUM PENCERE VE KAPI SİSTEMLERİ

Mihellemileri Yakından Tanıyalım

4 Ocak 2013, Cuma, 10:07 | Mahallemi | 4.563 görüntüleme | 0 yorum

Birçoğumuzun adını ilk kez duyduğu Mıhellemilerin büyük bölümü İslam dinine mensup, ancak Hıristiyan ve Yahudi olanları da var. Üç bin yıllık tarihe ve 500 bin nüfusa sahip olan bu halk Arapçanın Qıltu lehçesini kullanıyor 


Bir yerlerde kendilerine rastladığımızda Süryani zannettiğimiz, kendilerinin de kökenlerini anlatmaya bugüne kadar -muhtemelen- üşendiği Mıhellemiler dünya yüzündeki tüm soydaşlarıyla iletişim kurup kendilerini tanıtma kararı aldılar. Mezopotamya kökenli ve üç bin yıllık bir tarihe sahip olan bu kadim halk, tarih boyunca ilk kez bir yapılanma sürecinde.
Adlarını çoğumuzun ilk kez duyduğu ve muhtemelen hecelemeden okuyamadığı Mıhellemilerin dünya genelinde 1,5 milyon nüfusa sahip oldukları tahmin ediliyor. Türkiyede, yoğun olarak Mardin ve Midyat bölgesinde yaşayan Mıhellemilerin nüfusu ise 500 bin dolayında.

DERNEK İSİMLERİNE İZİN VERİLMEDİ Son bir yıldır, Mıhellemi Diyalog Derneği öncülüğünde bu kadim halkla ilgili çalışmalar yapılıyor. Topluluk, tarihleri boyunca ilk kez bir yapılanmaya giderek bir dernek çatısı altında bir araya gelmeye karar verdiler. Ancak o andan itibaren de, bürokratik sorunlar baş göstermeye başladı. Derneğin başkanı Mehmet Ali Aslan, Mıhellemi adını şimdilik sadece parantez içinde kullanabiliyoruz diyerek anlatıyor. Çünkü Türk Dil Kurumu tarafından Mıhellemi diye bir kelimenin olmadığı gerekçe gösterildi. Bunun üzerine yönetim olarak Sami Irkı adını kullanma yoluna gittik. Sami ırkı, bildiğiniz gibi, Araplardan, Yahudilerden, Süryani, Arami, Fenekiler, Akadlar ve diğer bazı Ortadoğu kökenli etnik gruplardan oluşuyor… Tabi hemen geri çekilmedik ve ısrarlı taleplerimizden sonra Mıhellemi kelimesini sadece parantez içerisinde kullanabilirsiniz dendi. Yani Başbakan Erdoğanın Kanunlar yapıyoruz ama bürokrasi direniyor tespitine emsal olacak şekilde azizliğe uğradı Mıhellemi adımız.
Derneğin tam adı, bu doğrultuda Sami (Mıhellemi) Dinler, Diller ve Medeniyetler Arası Diyalog Derneği olarak kayıtlara geçti. Öte yandan, İsveç ve Suriyedeki Mıhellemi dernekleri Türkiyedeki dernekten sonra kurulmalarına rağmen parantez hapsine uğramadılar ve Mıhellemi sözcüğünü özgürce kullanıyorlar.

MİDYATTA TOPLANDILAR Geçtiğimiz günlerde Midyatta, Mıhellemi Dinler, Diller ve Medeniyetler Arası Diyalog Derneği, Süryanilerle ortaklaşa bir konferans düzenlediler. İsveçteki Mıhellemi Derneği Başkan Yardımcısı Süryani Papaz Khuryo Abraham Garis ve Midyat Mıhellemi Diyalog Derneği Başkanı Mehmet Ali Aslanın biraraya geldiği konferansta Mıhellemilerle ilgili tüm ayrıntılar masaya yatırıldı.
3000 yıldan beri Midyat-Mardin bölgesi kırsalında yaşayan Mıhallemilerin Arami soyundan gelme etnik bir halk olduğu ve Arapça konuştukları için Mıhellemilerin İslam fütuhatlarının sonucunda ortaya çıktıkları teorisinin doğru olmadığını belirten Aslan, Tarih boyunca sürekli din, kültür ve egemenlik değiştiren Mıhellemilerin, tüm bu tarihî aşamalara rağmen kimliklerini, isimlerini ve yurtlarını korumaları büyük bir şans olarak nitelendirilebilir dedi.
Midyatta düzenlenen ortak konferansta ele alınan ve kayıtlara geçirilen ana başlıkları, konferans sonrasında biraraya geldiğimiz Dernek Başkanı Mehmet Ali Aslan şöyle anlattı:

MIHELLEMİLERİN DİLİ Bu topluluğun konuştuğu ilk dil, şüphesiz Ahlami dili, yani Aramice idi. Dilleri bugüne kadar Turabdin yöresinde konuşulan Turoyo lehçesine ya çok yakın ya da doğrudan bu lehçe idi. Yer isimlerinde o sesli harfinin pek az kullanılması Mıhellemilerin Doğu Süryani lehçesi olan Nesturiceye yakın ve a sesi kullanarak konuştukları ihtimalini düşündürse de, yer adlarının Arapçadan da etkilenmiş olabileceğini akılda tutmak gerekir. Bu konuda en yetkin otoritelerden biri de, Süryani asıllı profesör Dr. Şabo Talaydır. Yazılı bir dil olmayan Turoyonun Süryaniceden, takriben 1000 yıl kadar daha eski olduğu sanılmaktadır.
Turoyonun yanı sıra Mıhellemiler Arapçayı da konuşurlardı. Tarihî belgelere göre MÖ 5inci yüzyıldan başlayarak, 3üncü yüzyıla kadar, Arapçanın Kuzey Mezopotamyanın bazı kesimlerine yayıldığı ve bilahare Mardinin doğusunda Mygdoniaya (Beyaz Su) kadar uzanan dağlık kesimde Mardini diye adlandırılan bir Arapça lehçesi konuşulduğu zaten biliniyor.
Bugünkü Mıhellemi Hapisnas köyünün nüfusu Hıristiyan ve Müslümanlardan oluşmakta ve bu halk hem Süryanice hem Arapça konuşuyor. Fakat, Mıhellemilerin çoğu İslamlaştıktan sonra, Hıristiyan cemaati dili olan Süryaniceyi terk ettikleri düşünülüyor. Bunun tek istisnası var, o da Habsnas adlı bir köy. Kürtçeyi sorarsanız, yöreye İslam fütuhatlarından çok daha sonra, Tay aşireti yoluyla gelmiştir. Kürtçe, Cizre Emirliklerinin hüküm sürdüğü dönemde yayılmıştır bu yörede; bu da bilinmektedir. Habsnas köyü sakinleri haricinde, genelde Mıhellemiler Kürtçeyi pek konuşmazlar.
Hıristiyanlık dininin kabulüyle, Mıhellemiler ve Süryaniler, din dili olan Aramiceyi ağırlıklı şekilde benimsemişler. Bunun yanında her iki topluluk Arapça da bildiği için, Arapça da konuşulmaya devam etmiş. Hatta, çoğunluk Arapça konuştuğu için, konuşma dili Arapça olduğu halde Süryanice harflerin kullanıldığı Gerşuni yazısı geliştirilmiş, ki bu da bölgede Arapçanın yoğun konuşulduğuna işaret ettiği gibi, herkesin Süryanice/Aramice bilmediğini kanıtlıyor.
İslâm dininin bölgede yayılmasıyla Müslümanlığı seçen Mıhellemi ve Süryaniler, din dili Aramice olan Hıristiyanlıktan uzaklaştıklarını göstermek için Arapçaya ağırlık vermiş ve hem dildeki, hem kültürdeki ayrışma da böylece başlamış esas olarak.

MIHELLEMİ-SÜRYANİ İLİŞKİLERİ Bölgede Süryanileşen Mıhellemiler olduğu gibi, Mıhellemileşen Süryaniler de bulunduğu biliniyor. Mıhellemilerle Süryanilerin bugün hâlâ birçok ortak gelenek ve görenekleri var, örneğin, 20 yıl öncesine dek, kutlanan ortak bir bayramları bile olduğunu söylüyor Mıhellemiler. Keza Bayram âdetlerinin de büyük benzerlik gösterdiği biliniyor. Mıhellemilerle Süryanilerin ortak yaşadığı yerde bayramı olan taraf, ibadethanesinden döndükten sonra evlerinde, ziyaret edilmeyi bekliyorlar. Örneğin; Müslümanların Ramazan ya da Kurban bayramında camiden çıkıp evlerine gittikleri ve Süryanilerin gelip bayramlarını kutlamalarını bekledikleri anlatılıyor ve aynı durumun Süryaniler için de geçerli olduğu ifade ediliyor.

İKİ HALK BİRBİRİYLE KARIŞTIRILIYOR Süryani Hıristiyanların Mıhellemi kültürüne katkıları olduğu gibi, Mıhellemilerin de Süryani Hıristiyanlara büyük katkıları olduğunu ifade eden Dernek Başkanı Mehmet Ali Aslan bu halkların birbiriyle karıştırılması konusunda da şunları söylüyor: Süryani Hıristiyanlar ile Mıhellemilerin ilişkileri tarih boyunca iyi gelişmiştir. Bu iki halk da, özellikle de bu barışçıl ve yakın ilişkileri sebebiyle, tek bir halk topluluğu zannedilmiştir Yirminci yüzyılın başlarında, kontrolsüz çetelerin Süryanilere karşı olan muamelelerine Mıhellemiler destek vermemiştir meselâ. Süryanileri kollamış ve himaye etmeye çalışmışlardır. Mıhellemiler, bu olaylarda, Estel, Derzbine (Acırlı) ve Habsnas (Mercimekli) havalilerinde Süryanileri saklamış ve himaye etmiştir. Müslüman Mıhellemi olan Habsnaslılar, köydeki Süryanileri gece gizlice, Süryaniler için güvenli olan Enhıl (Yemişli) ve Aynverde (Gülgöz) ulaştırmışlardır. Hatta Süryani tarihinde kurtarıcı olarak bayraklaşmış bir Mıhellemi olan Aynkaf (Kayapınar) köyünden Şeyh Fethullah da o zaman sahip olduğu tek oğlunu rehin bırakarak geriye kalan Süryanilerin kurtulmasına vesile olmuştur. Süryaniler de bunun karşılığında Şeyh Fethullahın makamını ve ailesini sürekli ziyaret eder ismi anıldığında şükran ve saygılarını dile getirirler.
Keza bir Mıhellemi ve Süryani köyü olan Habsnasa 1895te asi çeteler saldırınca, Müslüman Mıhellemiler ile Hıristiyan Süryaniler el ele verip  birlikte savunma yapmışlar. Sonra Midyat Taburu olaydan haberdar olmuş, çeteleri arkadan kuşatmışlar, etkisiz hale getirmişler. Bu müsademede sekiz kişinin öldüğü söyleniyor ve bir kısmı da Müslüman Mıhellemi köylüler, ve yörede bu şehitlerin adları da biliniyor.

MIHELLEMİ SÖZCÜĞÜNÜN KÖKENİ Araştırmacı yazar Abdulkadir Osman, El Muhallamia adlı eserinde, Muhallem isminin manasını verirken, Bahreyndeki Eyn ıl mıhellem (Mıhellem Pınar) adlı bir su kaynağının ismi ile bağlantı kuruyor. Sözcük, arı, temiz ve berrak anlamlarına gelmekte. Arap Edebiyatında da güzel şiir ve kaside yazıldığında keteb qaside mıhellemiyye (arı, berrak güzel kaside yazımı) ifadesi kullanılıyor. Ortadoğu halkları arasında yaygın olduğu üzere, çocuklara yer, toprak, coğrafya ismi verme geleneği doğrultusunda Araplar da çocuklarına bu suyun anıldığı ad olan Muhallemi ismini verirlerdi.
Mıhellemi halkının adı, İslâm fütuhatlarından çok daha eski tarihli olan Süryani kitaplarında geçmekte. Bu halkın etnik kökeni konusunda ise çok farklı görüşler ileri sürülmekte olup, Kürt asıllı olduklarından, Türk asıllı olduklarına, yahut Arap ya da Arami/Süryani kökenli olduklarına kadar pek çok farklı iddialar ortaya atılmış ve tartışmalar hâlâ sürmekte.

MIHELLEMİLERİN DİNİ Mıhellemiler, kadim zamanlarda Akad ve Sümerlerden aldıkları çok tanrılı inançlara bağlı idiler. Buna, Mezopotamya dinleri dahildir. Tek Tanrılı inançlarla tanışmaları sonucu Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamiyeti kısa sürede benimsemişlerdir. Halen bu üç büyük dine mensup olan Mıhellemiler’in büyük bir çoğunluğu İslamiyeti benimsemiş olup müslümandırlar. Dünyanın değişik coğrafyalarında yaşamaktadır. 20. yüzyılın başlarında, Şemsi ve Kameri Mıhellemilerin büyük çoğunluğu değişik sebeplerden ötürü Süryani ve Ermeni kilisesine intisap etmişlerdir. Nusaybin, Mardin ve Diyarbakır Yahudilerinin büyük kesimi de Mıhellemi olup, Mıhellemi dili konuşurlar.

MIHELLEMİLERİN YERLEŞİM YERLERİ Türkiyedeki Mıhellemilerin yerleşiminde, Mıhellemiyıt ıl Kübra ve Mıhellemiyıt ıl Suğra olarak adlandırılan iki büyük yerleşim bölgesi söz konusudur.

Mıhellemiyıt ıl Kübra: Tarihte Diyar-ı Rebia ismiyle meşhur Diyarbakır, Muş*, Siirt, Viranşehir, Amuda ve Musul içinde kalan alandır. Bu büyük alanda demografik yapı bir hayli değiştiğinden Mıhellemi nüfus ciddi oranda azalmış, asimile olan bir kesim Ermenileşmiş, bir kesim Kürtleşmiş, bir grup da Süryanileşmiştir. Sason Ermenilerinin bir kısmı, Nusaybin ve Gerçüş Kürtleri, Mardin ve İdil Süryanileri bunların örneklerindendir.

Mıhellemiyıt ıl Suğra: Turabdin coğrafyası içindeki İdil, Hasankeyf, Savur, Mardin ve Nusaybini kapsayan alandır.

(*) Kürt Tarihi Uzmanı Bitlisli Şeref Hana göre, Mıhellemiler ve Muştaki ve Diyarbakır Tercil/Atak beyleri kuzendir.

YORUM YAZ


Henüz yorum yapılmamış.